23 Ekim 2013 Çarşamba

en bi' sevdiğim!

Çalıkuşu'na tutuldum. Allah aşkına kim, nasıl yazıyor o cümleleri? Evinde eski basım Çalıkuşu olan bir kimse var mı? Hiç mi hiç hatırlamıyorum okuduğumu. Acı nasıl çekilir, nasıl öyle anlatılabilir? Nasıl öyle dinletilebilir? Acı diyorum, güzel bir şarkı gibi dinliyor insan acıyı. Güle güle iç mi ağlatılır? Ağlatılıyormuş valla.

''Yıldızları saymışlığım kadar senin yüzünü görmemişliğim var benim.''
''Madem ki seni seviyorum, canına okumam hak. Madem ki beni sevdin, bütün kutsal kitaplardaki türlü belalar sana müstahak.''
''Allah acı çekebilme kabiliyetimden razı olsun benim.''
''Senin yurdun benim.''

Arkadaşım mesaj attı dün akşam, böyle aşklar gerçek hayatta vuku bulmuyor dedi. Ben de, olmuyorsa da yazarız dedim! Yazarak mutlu oluyorum, Leylâ ve adını şimdiye kadar üç kez değiştirdiğim ve hala daha karar veremediğim o adamın muhtelemelen hiçbir zaman bitiremeyeceğim aşkını yazarak pekâla mutlu oluyorum! Yaşatmıyorlarsa, yazdırmayacak da değiller ya! Aklıma söyleyecek bir sürü şey geliyorsa, ama adresleri yoksa ne yapayım yani; susayım da boşa mı gitsin? Ah biri de bana şunu söylese dediğiniz, içinizi alıp giden şeyleri ne diye kolundan tutmayasınız, önünüzdeki kağıda oturtmayasınız? Hem zaten bu zamanda böylesine aşk yaşamaktan utanır insan, ne bileyim. Ekranlara hapsolmuşuz, Kâmran'ın şapkalı a'sı için bile üç tuşa basıyor insan, Feride olacağımız mı kalmış? Ancak izliyoruz, yazıyoruz işte. Yazmak.  En bi sevdiğim!

Müziğine de bittiğim:


2 yorum:

white rabbit in the forest dedi ki...

Bende çok eski bir basımı var çalıkuşu'nun. Öyle ki sayfaların uçları kırılıyor :)

Melis Ozgenc dedi ki...

ne güzel ama seni tanımıyorum ki! daha doğrusu sen beni tanımıyorsun, güzelim kitabını isteme cüretinde bulunmam. :)