11 Aralık 2010 Cumartesi

la vie en rose

Dün gece Teatro Regio'da Cenerentola'yı izlemeye gittik. Cinderella yani. Oyunun sonunda, Cinderella ve prensin üzerine yaldız dökülüyordu yukardan. Bayıldım, yaldız alıp sevdiğim insanların üzerine mutlu zamanlarımızda dökmek istiyorum. Pazartesi Selen'in doğumgünü aslında, yaldız alıp herkesin üstüne serpeceğim galiba. Ama nerden yaldız alınır bilmiyorum, bu bir. İkincisi İtalyanca yaldız sbrilluccichio imiş. Okunması en zor kelime çıktı bravo, adama peri tozu serpme hareketleri yaparım artık dediğimi anlamazsa.
Solfej dersleri daha eğlenceli olamazdı, çünkü İtalyanca! Notalar aynı tabii ki, geri kalanlar da dil dersi gibi oluyor bana. Biz Türkçe'de Şef deriz de, Massimo Pitzianti kendisine Magister ya da Maestro diyor doğal olarak, bitiyorum. Ve on tane müzik aleti çalıp da bu kadar alçakgönüllü olması inanılmaz, sanki hiçbir şey yapmıyormuş gibi.. Manomanouche Quartet diye bir grubu var, swing-gypsy jazz tadında. Konserlerine gidemedim bir türlü de haftaya kısmet. Ders arkadaşlarımsa 66 yaşındaki korist ve mimar Giovanni, ellilerindeki Virginia ve 35 yaşındaki Antonella. Giovanni tam bir İtalyan; gençliğindeki kadar sırnaşık bir İtalyan erkeği hala. Bütün ders bana bakıp Türkiye'yle ilgili konular açıyor. Gençliğinde Bodrum'a gitmiş, anlat anlat bitiremedi.. Her ders Türkçe sayı saymaya çalışıyor bir de. Tanıdığım en tatlı yaşlı adam herhalde, yerim ben onun o hallerini! (resimde solda)


27 Aralık'ta Paris'e gidiyorum, çok heyecanlıyım. 95 Euro bayıldım tren biletine, pasaportumun yanında duruyor o yüzden. 2 Ocak'ta* döneceğim yine Torino'ya. Paris'te zaman nasıl geçecek hayal bile edemiyorum. Yılbaşı gecesi için Via Roma'daki dükkanlardan kıyafet bakmaya karar verdim, öylesine bir şey giymek istemiyor canım. Kırmızı bir elbise istiyorum aslında, buraya geldiğimden beri bende 'la vie en rose' çalıyor çünkü.

*J'ai acheté la salopet chez Comptoir des Cotonniers aujourd'hui! :)
*Bloguma dikkatinden Destine'ye teşekkürler.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

çok değişiyorsun sanırım, bu iyi mi kötü mü bilemedim.. buraya gelince neler yaşamış, ne kadar büyümüş olacaksın acaba?

Derin dedi ki...

çok şey yaşadım şimdiye kadar bile. büyümek mi bilmem de, değişmek evet. çokçası.