12 Ağustos 2014 Salı

...

Birkaç duygu durumunu karışık yaşadığım şu anın literatürde görüntülü bir tanımı olsa, az ışıklı bir odada, açık bir pencerenin yanında sigara dumanına boğulmuş bir insan olurdu bu. Bense mutfaktayım, yüzüm normalden biraz daha düşük ve ellerimi garipsiyorum. Epeydir yazmadım. Şu an şunu fark ediyorum ki, günün kaydadeğer kısmını klavyede geçiren ellerim, hislerimi aktaran araçlara dönüştüklerinde daha insana dair görünüyor; daha benden.

Büyümenin bir anını dahi uzun süreli sevmedim. Anlık memnuniyetler sadece... İnsanın, çocukluğunun bu kadar uçucu olması... Özlenecek her şey bitmeye mahkum. Bunu kim böyle yazdı?

Geçen gün bir yazımı buldum, şöyle başlıyordu: ''Neden gitmek var? Herkesten, her şeyden. (...)''

Gitmeler, başladıktan sonra hiç bitmedi. Rüzgarın uçurup dımdızlak bıraktığı o çiçek gibi, azaldığını fark ettiğin andan itibaren her an bu gerçeğin farkında olma hali. Böyle hayat mı geçer derken ona da alışmak, yeni safhalarla barışmak zorunda olmak. Tarihte buruk kelimesini kullanan ilk insan yirmilerinde olmalı...

Robin Williams gibi bir insanın böyle intihar etmesinin arkasında yatan sosyolojik ve psikolojik nedenlere sıçarak yazımı noktalamak isterim. Etrafında olsaydık, bir sıranın üstüne çıkıp captain my captain! diye bağırsaydık ve bencilce, çocukluğumuzu kurtarsaydık. Ne kadar dipte olduğunu düşündükçe ve yanına yarattığı tüm güzellikleri getirince neye lanet edeceğimi şaşırıyorum. Evde yalnız kaldığım gecelerin heyecanına heyecan katmış bu adam, bazen de göğsüme bir şeyler saplamış; sanki hayat önümüzde uzanan kocaman bir şeymiş gibi hissettirirdi. Şimdi öyle olmadığı için suçu kime atacağız, var mı etrafta bir Bay Keating?



Geceye bu parçayla elveda: http://www.youtube.com/watch?v=ikBD3DcSGFM 








2 yorum:

Kübra A. dedi ki...

Tarihte buruk kelimesini kullanan ilk insan yirmilerinde olmalı... ne güzel söylemişsin. Ben de biraz dürüst olabilsem keşke kendime karşı.

Adsız dedi ki...

İmamın dediğini yap , yaptığını yapma :(