1 Ağustos 2013 Perşembe

recursive greeting

''It is hard to tell of happiness. Time goes by and we feel safe too soon.'' -Legends Of The Fall

Hep anlatmaya çalışırdım bunu. Dertlerin vardır; öyle ki sessizliğe tahammül edemezsin, düşünceler beynini yer bitirir. Geçmesini istersin, uyanırsın yeni bir güne, bir yenisine daha, bir tanesine daha... Ne zaman ki iyisin, dersin ki 'Ne zamandır aklıma gelmiyor dert mert, hatırlamıyorum.' Sen farkında olmadan bir gün bir bakmışsın, kaç zamandır mutlusun, iyisin, gitmiş dertler... Sanırım o yüzden ısrar etmemeli insan mutluluğa. Mutluluğun nerede başladığını asla bilemiyor insan, ortasında bir yerlerde fark ediyor.

Dün gece Legends Of The Fall'u (İhtiras Rüzgarları) izlerken garip bir şey oldu. Tam olarak nasıl anlatacağımı hatta anlatıp anlatamayacağımı bilmiyorum. Deneyeyim. Filmde Brad Pitt'in canlandırdığı karakter Tristan, bir ara herkesi geride bırakarak belirsiz bir yolculuğa çıkıyor. Bir sahne, onu gemiyle bir limana yanaşırken gösteriyor. Tam o sahnede oldu garip dediğim şey. Yıllar yıllar önce bu filmi izlerken, bu filmi gelecek zamanda tekrar izlediğimde ve bu sahne geldiğinde, içinde bulunduğum o anı hatırlayacağımı söylemiştim kendime. Anlaşılmama ihtimaline karşı tekrar anlatmaya çalışayım: Bu filmi lisedeyken izlediğimde, bu anlattığım sahnede, 'Bu sahneyi tekrar gördüğümde, koltukta oturduğum ve filmin şu sahnesini izlediğim bu anı hatırlayacağım.' demiştim. Aynen öyle oldu. Bunu, filmi bir daha izlemesem hatırlayamazdım tabii hayatım boyunca, niye hatırlayayım zaten; hiçbir özelliği olmayan bir andı. Ama filmin o sahnesine bir işaret koymuş gibi beynim,  beni alıp İzmir'deki evde, koltukta oturup bu sözü verdiğim o ana götürdü. Bunu neden yaptığımı bilmiyorum. Aslında bir defa da yapmadım bunu ama haliyle hatırlamıyorum ne gibi yerlerde, nelere yaptığımı. Sadece, ilk kez karşıma çıktı. Yani ilk kez işareti aldım. Belki diğerlerinin işareti henüz karşıma çıkmamıştır. Kendi kendime verdiğim, 'Bu anı daha sonra hatırlayacağım' sözü mü demeli buna? Sanki bir x noktasında denize içinde not yazılı bir şişe atıyorum ve x' noktasında karşıma çıkmasını tembihliyorum. Ben x noktasından hayata devam ediyorum ve denize attığım şişeyi çoktan unutuyorum, yıllar geçiyor. Ancak karşıma çıktığı zaman, x' noktasında hatırlıyorum. Ama filmi bir daha hiç izlemeseydim, hiçbir zaman hatırlamayacaktım o anı. Ya da resme göre, nehrin kıyısına yanaşmasam şişeyi görmeyecektim de diyebilirim. Kendi kendime selam mı ediyorum nedir? Belki de benim zamanda yolculuktan anladığım budur.


Defterime çoğunlukla gece yazdığım için uykulu oluyorum. İnsan uykuluyken, uykunun doğası gereği saçmalamaktan geri durmuyor. Elleri de alet ediyor.

3 yorum:

Emir Bey dedi ki...

iyisin

Melis Ozgenc dedi ki...

dokundurmalı iyisin mi bu :)

Emir Bey dedi ki...

sek iyisin