17 Ocak 2013 Perşembe

melis the white

Ufak bir can sıkıntısının bendeki ani etkisi baş ağrısı. Bunu geçirmek için ağrı kesici almıyorum; onun yerine bir şeyler karalıyorum ve geçiyor. Bunu keşfetmem iyi oldu. Kişinin kendisine güven veren yerleri bilmesi güzel. Anneme sarılsam da geçer mesela, babamın göbeğine yaslansam da.* Blogumla duygusal bir bağ geliştirdim demek, peki. Bu iyi bir şey olsa gerek?

Bugün değişik bir şey yaptırdım eve gelmeden. Çok olmasa da, beyaz saç tellerim var. (Saçınızda hiç beyaz çıkmamış ise size çok gelebilir tabii.) Neyse ki arka tepede çıkıyorlar. İlki dört sene evvel çıkmıştı, inanamamıştım ve bir hafta boyunca o beyaz teli düşünmüştüm. Bununla kalmayacak bu diyordum. Hem içim daha grafiğin büyüme eğrisindeyken -ki hala öyle, ayrıca daha yirmi üç yaşındayım!-- vücudum nasıl gözle görülür yaşlanma eğrisine girebiliyordu? Bi' dursaydı? Kimyasal istemiyorum. Hem saçlarımı pek sever, pek beğenirim. Boya dalgalarını bozar eder, deliririm. Ama annemin de yirmilerinde başlamış beyazları, s.çtık yani. Neyse ki bir ara unuttum ben bunları. Sanıyordum ki senede bir iki tane filan artıyor. (Havamı aldım.) Babam bazen kesiyordu, on tane filan ya var ya yoktu. Ama kesince de diken gibi çıkıyorlardı tepeden, öyle de beğenmiyordum. Geçenlerde hepsinin uzadığını gördüm ve gözüme battılar. Dedim ki ben bunları tek tek boyatırım. Ve işte bugün, kuaföre gidip aynen şunu dedim:

-Merhabaaa. Şey, benim sanıyorum on ila yirmi tel arasında beyaz saçım var ve biraz rahatsız oluyorum. Tek tek boyarsanız boyatmak istiyorum ama yok o tutamları hepten boyayacaksanız istemiyorum.

Önce bi' güldü etti ama anlaştık. Gerçi birkaç kahverengi teli de boyamış oldu ayıramadıklarında ama o kadardan bir şey olmaz herhalde. Toplamda otuz tane saç telimi boyamış olabilir. Bir ara aramızda şu diyalog geçti:

-Biz en son babamla saymıştık, on iki on üçtü galiba. Kaç olmuş, yirmi olmuş mu?
-Valla... (Güldü.)
-Ne oldu???
-Valla yirmiden fazla olmuş bunlar kalbinizi kırmak gibi olmasın ama. (Yine güldü.)
-... Gerçekten mi... (Sessizlik) Ay, ne kalbimi kıracaksınız ya. Kalbim yeterince kırılmış ki bu yaşta başlamış beyazlarım!

Hep beraber güldük. Neyse, henüz yirmi beş değiller sanırım. Umarım?

Sonra düşündüm ki, uğruna üzüldüğüm şeyler ve kişiler bu yirmi küsur saçta ne kadar bir beyazlatma oranına sahip? Hiç çekinmedim, bastım küfürü.


*Bir defterime yazmışım eskiden, taşınırken rastladım: Hayatımı kiminle paylaşacaksam, ne olur durmayı en sevdiğim yer o olsun. Ne tatlı istekmiş, kendimin diye demiyorum. :)


1 yorum:

Özer Öztürk dedi ki...

sadece o olsa sadece bir kaç beyaz saç kadar dert edinsek başka düşündüğümüz bir şey olmasa ne kadar kolay olurdu yaşamak.benim de öyle işin gerçeği genetik midir nedir bende de var aynı durum ama çok da önemli değil.

İsteğinde bir o kadar beyaz.