18 Temmuz 2010 Pazar

53 gün sonra


10 Eylül'e ne kaldı ki, hiç. İstanbul'u bırakıp gitmek hem çok heyecanlı, hem de çok şeyi kaçırmak anlamına geldiğinden hüzünlü. İstanbul'da sonbahar kaçacak.. İstiklal. Neresi benzer ki İstiklal'e? Hiçbir yer. Olsun, orada da çok güzel yerler bulacağıma şüphem yok. Torino rehberim başucumda; her gece gidecek kafe, bar, konser mekanı ve müze bulup heyecanlanıyorum.

Ben gittiğimde 'Due Laghi Jazz Festival' çoktan başlamış olacak. 'Salone Internazionale del Gusto' ise adeta Torino'ya çağırıyor insanı: "a key date in the calendar of everyone around the world who cares deeply about food." Yes, I care deeply about food! 53 kiloya düşmemin sebebi bu işte, Torino'da 57-58'e kadar yolu var bunun. Kasım'da ise İtalya'da Venedik Film Festivali'nden sonra en büyük film festivali başlıyormuş: 'Torino Film Festival'. Aralık fena oluyormuş, çok soğuk yani. Ama donsam bile umrumda değil, Christmas İtalya'da geçecek ya yeter. Hem çok sevgili arkadaşlarım ziyarete gelecek belki yılbaşı zamanı, merakla bekliyore. Ocak'ta ise Sintonie diye bir müzik, sanat şöleni varmış; ünlü Agnelli Oditoryumu'na gitmek için fırsat. Şubat'ta döneceğim herhalde ama Boğaziçi'nde dönem başlayana kadar kalmak isterim, pamuk eller cebe baba! Neyse ki blogumu okumuyorsun ^_^

Oradayken de İstanbul'daki gibi bana özel anlam ifade eden yerler edinmeyi diliyorum. Castella del Valentino'da sadece gezmek istemem. Şimdi rehberin arka sayfalarındaki haritalardan birine gözümü kapayıp parmağımı koydum, Via Della Basilica çıktı. Mesela yani.. Zaten yanında da Giardino Reale var. Her şey yolunda giderse, bir filmin içindeymişçesine yaşayabilirim Torino'da. Tam şimdi aklıma gelenler, sonrasında unutmak istemeyeceğim şeyler var; sanal alemde olmayan günlüğüme yazmak üzere gidiyorum o zaman. İyi geceler melisina..

19 yorum:

Adsız dedi ki...

keşke hiç gitmesen, çünkü sonrasında yolumuzun kesişme ihtimali çok düşük olacak.. :(

mika dedi ki...

yarama tuz basma melis ya da giderken beni de götür!

destineb dedi ki...

bir sokak ötende olmasına katlanamadığı insan, bırakıp seni dünyanın bir ucuna gidiyor ya. çok moralim bozuk şuan.

Derin dedi ki...

@adsız, en azından bir kişinin bunu düşünmesi güzel; yanlış insan da olsa.

@mika, gel sen de gel! rehberim ol :)

@destineb, olmasın moralin bozuk, geri dönünce daimi beraberliğimizi düşün! italya'ya da gelirsin ema belki^^

Adsız dedi ki...

neden yanlış insan, nasıl eminsin bu kadar?

Derin dedi ki...

eh yani, bu da soru mu? en azından, kimler olmadığını biliyorum. :) sahi, kimsin? surprise me!

Adsız dedi ki...

no way :) (at least for now)

kimler olmadığımı nereden biliyorsun? :)

Derin dedi ki...

at least for now'lık bir durum yok mesela kimileri için, oradan biliyorum :)

Adsız dedi ki...

sen de mi platoniksin?

Derin dedi ki...

ahahahahaha, diyorum buna. yok yok, hiçbir şey değilim. yukarıda gördüğün bayana platoniğim gerçi, destineb isimli.

Adsız dedi ki...

o zaman seni sevmesini istediğin birileri mi var?

formspringin olsa çok soru sorardım sana :)

Derin dedi ki...

ahahah yok, sadece gidiyor olduğumun farkında olmayan arkadaşlarıma üzülüyorum. ama olanlar da varmış; onları seviyor, diğerlerini sevmiyorum :) sen kimsin ama ya? ipucu ver, hemen bulurum. vallahi bulurum.

Adsız dedi ki...

bulunmak istediğimi kim söyledi :)

Derin dedi ki...

kimse. ben bulmak istediğimi söyledim.

Adsız dedi ki...

bir tahminin var mı peki? :)

Derin dedi ki...

düz tuzak bu! tahminlerim olabilir, ipucu vereceksen oyun oynarız bulmam için ama bulunmak istemiyormuşsun. napalım, olsun.

Adsız dedi ki...

başka zaman oynarız, zaman kötü.

Adsız dedi ki...

bir de formspring aç bence.

Derin dedi ki...

zaman kötü, dikkat et kendine. :) iyi geceler!